İnsan Beyninde Zaman Algısı Nasıl Oluşmaktadır

“Zaman eşyaların pozisyonlarını değiştirme ölçüsünden başka bir şey değil. Bir sarkaç sallanır, saatin kolları ilerler.” der ünlü fizikçi Julian Barbour. Algılarımızdan ve algılarımız arasında yaptığımız kıyasdan doğan bir kavramdır zaman. Örneğin; siz şu anda bu yazıyı okuyorsunuz. Farzedelim ki, yazıyı okumadan önce telefonda konuşuyordunuz. Telefonda konuştuğunuz “an” ile “şu an” arasında bir süre olduğunu düşünerek buna “zaman” dersiniz.
Konuyu biraz daha açarsak, telefonda konuştuğunuz “an” sizin hafızanızdaki bir bilgidir. İçinde bulunduğunuz “şu an” ile hafızanızdaki bilgi arasında bir kıyas yaptığınızda “zaman” kavramı ortaya çıkar. Bu kıyası yapmadığınızda zaman kavramı da oluşmayacak ve sadece içinde bulunduğunuz an mevcut olacaktır.
Kısacası zaman, beyinde anı olarak saklanan bir takım görüntüler (bilgiler) arasında kıyas yapılmasıyla oluşmaktadır. Bir insanın hafızasının olmadığını düşünelim. O insan için sadece içinde bulunduğu an vardır ve bu anı yaşayacaktır. Beyni bu tür yorumlar (kıyas) yapamayacağı için, zaman algısı da oluşmayacaktır.
Geçmiş kavramı, hafızamıza verilen bilgilerden oluşur. Hafızamız silindiğinde, geçmişimiz de silinir. Gelecek kavramı, düşüncelerimizden ibarettir. Bu düşünceler olmadığında ise geriye sadece yaşadığımız “an” kalır.
Hayatımızdaki tüm olaylar bize belli bir sıralama metodu ile gösterilir. Bu yüzden zamanın hep ileri doğru aktığını düşünürüz. Örneğin; bir su damlası su dolu bir kaptan yukarı doğru çıkmaz, hep aşağı doğru düşer. Bu durumda su damlasının düşerken ki hali geçmiş iken, kaba ulaştığı hali gelecektir. Eğer bu görüntüler bir filmin başa sarılması gibi tersine doğru gösterilmeye başlanırsa, artık bizim için gelecek ve geçmiş yer değiştirir. Yani zamanın akışı bizim için geriye doğru oynatılan filmlerdeki gibi olur. Beynimiz geçmişi gelecek, geleceği geçmiş olarak algılamaya başlar ve hayatımızı şu ankinin tam tersi bir düzende yaşardık.
20. yüzyılın en büyük fizikçisi olarak görülen Einstein’in Genel Görecelik Kuramı ile de zamanın bir algı olduğu doğrulanmıştır. Einstein zamanın öznelliğini şu sözlerle açıklar: “Bireyin yaşantıları bize bir olaylar dizisi içinde düzenlenmiş görünür. Bu diziden hatırladığımız olaylar ‘daha önce’ ve ‘daha sonra’ ölçüsüne göre sıralanmış gibidir. Bu nedenle birey için bir ben-zamanı, ya da öznel zaman vardır. Bu zaman kendi içinde ölçülemez. Olaylarla sayılar arasında öyle bir ilgi kurabilirim ki, büyük bir sayı önceki bir olayla değil de, sonraki bir olayla ilgili olur.”
Einstein bu sözleriyle, zamanın ileriye doğru aktığı fikrinin tamamen bir şartlanma olduğunu anlatır. Zamanın nasıl aktığını, ya da akıp akmadığını bilmemiz mümkün değildir. Bu da bize şunu gösterir: Zaman mutlak bir gerçek değildir, sadece bir algı biçimidir.

Etiketler:, ,

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Yazar: Halime YARAR

Fizikçi..

Bu yazıya paylaş

4 Yorumlar

  1. Karmaşık bir yazı ama güzel yazı :) teşekkürler

    Bir Cevap Gönder
  2. Özetle anlatmak istediğim: Evrenin başlangıcından sonuna kadar olan tüm olaylar aynı anda yani sadece sonsuz kısa zaman olan “an” içinde olup bitmiştir.

    Bir Cevap Gönder

Halime YARAR için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir